1Pip ve Moss, aynı nehir kıyısında yaşarlardı. Burada, yarısı güneşte, yarısı gölgede duran düz, gri bir taş vardı. İkisi de bu taşın üzerinde bir şeyler bastırmayı severdi — ıslak yapraklar, böğürtlenle boyanmış patiler, eski ateş halkalarından kalan kömür parçaları. Ama bugün taşın üstünde onları bekleyen yeni bir şey vardı.
2Tek bir mavi pastel boya, kalın ve cilalı, hâlâ kâğıt kılıfında duruyordu. Pip dört ayağı üzerinde ağır ağır yaklaşıp kokladı. Aynı anda Moss da sığ sudan şapırdayarak çıktı ve o da kokladı. Bıyıkları neredeyse birbirine dokundu.
3İki patide aynı anda uzandı. Pip önce davrandı ve taşın üstüne uzun, dalgalı bir çizgi çekti. Suya benziyordu — belki de gökyüzüne. Moss kuyruk sallayarak izledi. Sonra Pip pastel boyayı yere bırakıp burnu ile ileri itti. Moss, pastel boyayı iki ön patisinin arasında yuvarladı ve bir kıvrım ekledi. Sonra bir tane daha. Küçük mavi tepeler, belki de dalgalar. Ardından Moss da boyayı geri itti. Bu şekilde sırayla kullanmaya başladılar, her defasında boyayı ortaya bırakarak, böylece kimseden istemek gerekmiyordu. Bir süre sonra Pip, çamurlu patisini mavi çizgilerin yanına bastırdı. Kahverengi bir leke çıktı.
4Moss gözlerini kırptı — sonra hızlıca kıyıya koştu ve ezilmiş bir sarı çiçek buldu, bir pençesinin ucuyla dikkatlice sürüp taşı boyadı. Kahverengi lekenin hemen yanına sarı bir iz. Resim bir şeye dönüşmeye başlamıştı.
5Pip nehir kenarında koklayarak yürüdü ve cevabında parlak yeşil bir su teresi sapı getirdi. Moss, pastel boyasıyla kurumadan önce onun etrafını koyu bir çizgiyle çevirdi. Yeşil, mavi çizgilerin içinde — canlı gibi görünüyordu.
6Moss, patisiyle yukarıyı, akşam ışığının sazların tepesinde turuncu renge döndüğü yeri işaret etti. Pip hemen anladı; iki patisini de su kenarındaki kırmızı kile batırdı. Turuncuya yakın bir renk çıkmıştı. Yeterince iyi.
7Büyük, yumuşak şekilleri taşın üstünde bastırıp birleştirdiler — mavi, yeşil ve kahverengi tonlarının üzerinde sıcak bir parıltı gibi.
8Pastel boya iyice küçülüp minicik bir parçaya dönüştüğünde durdular. Taşın üstünde ise onlara ait bir resim vardı: tamamı nehirden, tamamı akşamdan ibaret; mavi su, sarı çiçekler, yeşil saplar ve yukarıdan aşağıya sıcaklığını hissettiren yumuşak kırmızı-turuncu gökyüzü.
9Pip arka ayaklarının üstüne oturup resme baktı. Moss da arka ayaklarının üstüne oturup resme baktı.
10Sonra Moss Pip'e baktı. Pip de Moss'a baktı. Mavi pastel boyanın kalanı, güneş ışığının son deminde ikisinin arasında duruyordu — hâlâ işe yarar, hâlâ oradaydı.



